25 Eylül 2026 Cuma

YARDIM YALNIZ ALLAH'TAN GELİR - DİKKAT ET DE İNFAKINI BOŞA ÇIKARTMA!

İngiltere'de yaşayan Somali'li bir kadın, yardım almak için bir radyo istasyonunu arar.

Bu radyo programını dinleyen ateist bir İngiliz, bu Müslüman kadınla dalga geçmeye karar verir.
Kadının isim ve adresini aldıktan sonra sekreterini çağırarak ondan, büyük miktarda gıda ve yardım malzemesi alıp kadına götürmesini ister.
Sekretere; eğer kadın gıdayı kimin gönderdiğini sorarsa ona, ŞEYTANDAN OLDUĞUNU SÖYLE diye iyice tembihler.
Sekreter, kadının evine geldiğinde, kadın mutlulukla gelen malzemeleri kabul eder.
Sekreter ona: "Bunları kimin gönderdiğini bilmek istemiyor musun?" diye sorduğunda, Fatıma isimli okuma yazma bilmeyen bu kadın, malzemeleri gönderen ateist İngiliz düşünür Dr. Timothy Winter'in Müslüman olup adını Abdulhakim Murad olarak değiştirmesine vesile olacak şu harika cevabı verir:

"Hayır ilgilenmiyorum. Çünkü ALLAH bir şeyin olmasını dilediğinde, ŞEYTANLAR bile O'na itaat eder." 

NOT: Yıllar evvel internetten okuyup Facebook'ta paylaşmış olduğum bu alıntının gerçekliğinden ziyade, mesajının değerini önemsiyorum. Çok anlamlı bulduğum için burada da paylaşmak istedim. 


İLGİLİ KUR'AN AYETLERİNDEN İNFAKIN ÖZELLİKLERİNİ ÖĞRENELİM:

“Ey iman sahipleri! Allah'a ve âhiret gününe inanmadığı halde, insanlara riya için malını infak eden kişi gibi, sadakalarınızı başa kakmak ve eza etmek suretiyle boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu, üzerinde biraz toprak varken tepesine şiddetli bir yağmur inip kendisini cascavlak bırakmış yalçın bir kayanın haline benzer. Böyleleri, kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah, küfre sapan bir topluluğu doğruya ve güzele kılavuzlamaz. Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak ve öz benliklerindekini kökleştirmek için infakta bulunanlara gelince, onların durumu kendisine bol yağmur isabet edip de ürününü iki kat veren bir bahçenin durumuna benzer. Böyle bir bahçeye bol yağmur düşmese de bir çisinti/bir nem yetişir. Allah, yapmakta olduklarınızı tam bir biçimde görmektedir. … Ey iman sahipleri! Kazandıklarınızın ve yerden sizin için çıkarmış olduklarımızın temiz/leziz/hoş/güzel olanlarından infak edin. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pis/bayağı şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah Ganî'dir, cömertliğine sınır yoktur; Hamîd'dir, bütün övgülerin sahibidir/övgüye layık olanları gereğince över.” BAKARA (264.265,267)

"İnanan kullarıma söyle: Namazı kılsınlar, kendilerine verdiğimiz rızıklardan, hiçbir alışverişin, hiçbir dostluğun olmadığı o gün gelmeden önce, GİZLİ VE AÇIK infak etsinler." İBRAHİM 31

“Sadakaları açıklarsanız bu da güzeldir. Ama ONLARI GİZLER ve yoksullara BU ŞEKİLDE VERİRSENİZ, BU SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR; GÜNAHLARINIZDAN BİR KISMINI ÖRTER. Allah, Habîr'dir, yapmakta olduklarınızdan gereğince haberi vardır.” BAKARA 271

"... Yoksula, yetime ve esire, yemeği severek yedirirler. "Biz size YALNIZ VE YALNIZ ALLAH RIZASI İÇİN yediriyoruz. SİZDEN BİR KARŞILIK DA BİR TEŞEKKÜR DE İSTEMİYORUZ; Çünkü biz, asık suratlı, sert bir gün yüzünden Rabbimizden korkarız." derler. Allah da onları o günün şerrinden KORUMUŞ ve kendilerini bir parlaklığa, bir sevince ULAŞTIRMIŞTIR...." İNSAN(8-11)

“Sizden birine ölüm gelip de, "Ey Rabbim, yakın bir süreye kadar beni geciktirseydin de İÇTENLİĞİMİ BELGELEMEK İÇİN BİR ŞEYLER VEREREK iyilik ve barış sevenlerden olsaydım!" DEMESİNDEN ÖNCE, SİZE RIZIK OLARAK VERDİKLERİMİZDEN DAĞITIN.” MÜNAFİKUN 10

“Mallarını ALLAH YOLUNDA İNFAK EDİP HARCAYANLARIN DURUMU, yerden, her başağında yüz dane bulunan yedi başak çıkarmış bir daneye benzer. Ve Allah, dilediği kişi için daha da arttırır. Allah Vâsi'dir, yaratışını ve yarattıklarını genişletir; Alîm'dir, her şeyi en iyi biçimde bilir. Mallarını ALLAH YOLUNDA HARCAYIP SONRA BU HARCADIKLARINA BİR EZİYET VE BAŞA KAKMA EKLEMEYENLERİN, Rableri katında kendilerine has ödülleri vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar. Güzel, yapıcı bir söz, bir bağışlama, ardından bir eziyet gelen sadakadan daha üstündür. Allah Ganî'dir, cömertliğine sınır yoktur; Halîm'dir, hoşgörüsüne sınır yoktur." BAKARA (261-263)

"... Ve sana neyi infak edeceklerini de soruyorlar. De ki: "Helal kazancınızın size ve bakmakla yükümlü olduklarınıza YETERLİ OLANINDAN ARTANINI verin." İşte Allah, ayetleri size böyle açıklar ki, derin derin düşünebilesiniz." BAKARA 219

“SEVDİĞİNİZ ŞEYLERDEN İNFAK ETMEDİKÇE ZAFER VE MUTLULUĞA ASLA ULAŞAMAZSINIZ. İnfak etmekte olduğunuz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.”
ALİ İMRAN 92

“De ki: "Rabbim, kullarından dilediğine rızkı bolca-genişçe verir, dilediğine de kısarak verir. BİR ŞEY İNFAK EDERSENİZ O, ONUN YERİNE BAŞKA BİR ŞEY LÜTFEDER. Rızık verenlerin en hayırlısıdır O.” SEBE 39

“Şu da bir gerçek ki, MALLARINIZ VE ÇOCUKLARINIZ BİR İMTİHAN ARACIDIR. Allah'a gelince, onun katında büyük bir ödül vardır. O halde, gücünüz ölçüsünde Allah'tan korkun, dinleyin, itaat edin. Ve BENLİKLERİNİZ İÇİN bir hayır olarak İNFAKTA BULUNUN. NEFSİNİN CİMRİLİK VE DOYMAZLIĞINDAN KORUNANLAR, KURTULUŞA ERENLERİN TA KENDİLERİDİR. Eğer Allah'a gönül hoşluğuyla bir şey borç verirseniz O, onu SİZİN İÇİN KATLAYARAK ARTIRIR VE SİZİN HATALARINIZI BAĞIŞLAR. Allah Şekûr'dur, ŞÜKREDENLERE KARŞILIK VERİR; Halîm'dir, YUMUŞAK VE MERHAMETLİ DAVRANIR.” TEĞABÜN(15-17)

“…. Nimet ve imkândan başkalarına bağışladığınız, ESASINDA SİZİN ÖZ BENLİKLERİNİZ LEHİNEDİR. Allah’ın yüzünü arzulama dışında bir şey için infak etmiyorsunuz. İNFAK ETTİĞİNİZ HER NİMET SİZE TAM BİR BİÇİMDE GERİ VERİLİR. Ve siz, asla zulme uğratılmazsınız. İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir. İffet ve onurları yüzünden, cahiller bunları, zengin kişiler sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek insanlardan bir şey istemezler. NİMET VE İMKÂNDAN İNFAK ETTİĞİNİZ HER ŞEYİ, ALLAH ÇOK İYİ BİLMEKTEDİR. Mallarını; gece ve gündüz, GİZLİ VE AÇIK İNFAK EDENLER var ya, işte onlar için Rableri katında kendilerine özgü ödüller vardır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar..” BAKARA (272-274)

"Allah'a ve resulüne iman edin; SİZİ ÜZERİNDE BUYRUK SAHİBİ YAPTIĞI ŞEYLERDEN başkalarına BOL BOL verin! İçinizden iman eden ve infakta bulunanlar için ÇOK BÜYÜK BİR ÖDÜL vardır. İman sahipleri iseniz size ne oluyor da Allah'a güvenmiyorsunuz? Oysaki Resul sizi Rabbinize inanmaya çağırıyor, ... Allah yolunda harcama yapmanıza engel ne var ki?.. Göklerin ve yerin mirası zaten Allah'ındır. ..." HADİD(7-10)

“İnsan böyledir; Rabbi KENDİSİNİ DENEYİP DE ona cömert davranır, nimet yağdırırsa: 'Rabbim bana ikramda bulundu!' der. Ama Rabbi onu sıkıntıya uğratıp rızkını ölçüye bağlarsa: 'Rabbim bana ihanet etti!' der. Doğrusu şu ki, siz yetime ikramda bulunmuyorsunuz. Yoksulun doyurulmasını teşvik etmiyorsunuz. Mirası derleyip toplayıp yiyorsunuz. MALI, DEVŞİRİP DEPOLATACAK BİR SEVGİYLE SEVİYORSUNUZ. İş böyle gitmeyecektir! Yer birbirine çarpılıp dümdüz hale getirildiğinde, Rabbin gelip melekler saf saf dizildiğinde, O gün cehennem de getirilir. İŞTE O GÜN DÜŞÜNÜP ANLAR İNSAN. Ama düşünüp hatırlamanın ona ne yararı var! Der ki: "KEŞKE ŞU HAYATIM İÇİN ÖNDEN BİR ŞEYLER GÖNDERSEYDİM."” FECR (15-24)

“GENİŞ İMKÂNA SAHİP OLAN BU GENİŞ İMKÂNINDAN HARCASIN. RIZKI KENDİSİNE ÖLÇÜ İLE VERİLMİŞ OLAN DA ALLAH'IN KENDİSİNE VERDİĞİNDEN İNFAK ETSİN. Allah hiçbir benliği, kendisine verdiği şey dışında yükümlü tutmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.” TALAK 7

“Onlara, "ALLAH'IN SİZE LÜTFETTİĞİ RIZIKLARDAN DAĞITIN!" dendiğinden, NANKÖRLÜĞE SAPANLAR, iman edenlere şöyle derler: "ALLAH'IN, DİLEDİĞİ TAKDİRDE YEDİRİP DOYURACAĞI KİŞİYİ BİZ Mİ DOYURACAĞIZ? Siz açık bir sapıklık içindesiniz, hepsi bu."” YASİN 47

“Sana, neyi infak edip vereceklerini soruyorlar. De ki: "İnfak ettiğiniz mal ve nimet; ANA-BABA, YAKINLAR, yetimler, yoksul ve çaresizlerle yolda kalan için olmalıdır. Hayır olarak yaptığınızı Allah en iyi biçimde bilmektedir."” BAKARA 215

“ŞEYTAN SİZİ FAKİRLİKLE KORKUTUR, sizi görünür görünmez çirkinliklere sürükler, Allah ise size kendisinden bir bağışlanma ve lütuf vaat eder. Allah, Vâsi'dir, Alîm'dir.” BAKARA 268

“Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni göklerle yer kadar olan cennete doğru yarışır gibi koşuşun. O, takva sahipleri için hazırlanmıştır. Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler. Öfkelerini yutanlardır onlar, insanları affedenlerdir. Allah, güzel düşünüp güzel davrananları sever. Onlar, çirkin bir iş yaptıklarında yahut öz benliklerine zulmettiklerinde, Allah'ı hatırlar da günahları için af dilerler. Günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Ve onlar yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.” ALİ İMRAN (133-135)

“Şunu da söyle: "İster kendi arzunuzla ister baskı ve zorla infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz, yoldan çıkan bir topluluk oldunuz." İnfaklarının onlardan kabul edilmesini engelleyen sadece şudur: Onlar, Allah'a ve resulüne nankörlük ettiler. Namaza ancak üşene üşene gelirler, infak edip dağıttıklarını da içlerinden gelmeyerek verirler. Onların malları da evlatları da seni imrendirmesin. İş sadece şudur: Allah onlara şu iğreti hayatta azap etmeyi ve canlarının küfre sapmış bir halde çıkmasını istiyor. Kesinlikle sizden oldukları yolunda Allah'a yemin ederler. Gerçekte onlar sizden değillerdir. Doğrusu şu ki onlar, ödleri patlayasıya korkan bir topluluktur. Eğer bir sığınak yahut bazı mağaralar veya girilecek bir delik bulsalar, yüzlerini döner o tarafa koşarlardı. İçlerinden bir kısmı da sadakalar konusunda sana laf dokundurur. Ondan kendilerine verilmişse memnun olurlar. Verilmemişse hemen öfkelenirler. Ne olurdu, bunlar, Allah ve resulünün kendilerine verdiklerine razı olsalardı da şöyle deselerdi: "Allah bize yeter. Allah bize lütfundan verecektir; resulü de. Zaten biz, gönlümüzü yalnız Allah'a bağlamışız." Sadakalar/zekât malları Allah'tan bir farz olarak sadece şunlar içindir: Fakirler, düşkünler, sadakalarla ilgilenmeye memur edilenler, kalpleri yakınlaştırılıp ısındırılacak olanlar, özgürlüğünü yitirmiş olanlar, borçlular, Allah yolundakiler, yolda kalmış kişi. Allah Alîm'dir, Hakîm'dir.” Tevbe (53-60)

“Kim verir ve sakınırsa,

Ve güzeli doğrularsa,

Biz ona, en kolay olanı kolaylayacağız.

Ama kim cimriliğe sapar ve kendisini tüm ihtiyaçların üstünde görür,

Ve güzelliği yalanlarsa,

Biz onu, en zor olana sevk edeceğiz.

Aşağı yuvarlandığında malı onu kurtarmayacaktır.

Yemin olsun, doğruya ve güzele kılavuzlamak sadece bizim işimizdir.

Sonrası da öncesi de sadece bizimdir.” LEYL (5-13)



12 Eylül 2026 Cumartesi

1) KUR'AN OKUDUN DA NE OLDU?! -1

TÜRKÇE KUR’AN MEALİ OKUMANIN FAYDASI NE OLABİLİR?

1) Dinle ilgili her söylenen söze kanmamış oluyorum!

“Kur’an’da böyle yazıyor!”, 

“Peygamberimiz şöyle söylemişti” veya 

“Falanca alimin kitabında şöyle yazıyor” diye, 

var olmayan bir ayet, uydurma bir hadis veya YANLIŞ BİR BİLGİ duyduğumda -veya daha da kötüsü kitaplarda okuduğumda-  Allah’ın izni ve lütfuyla hemen hatayı fark ediyorum. 

“Kur’an’da böyle bir ayet yok!” ya da 

“Peygamberim asla öyle bir söz söylemez ya da öyle şey yapmaz çünkü bu Kur’an’a aykırı” diyebiliyorum; 

Ve çok şükür hiçbir yazarın sözüne ayet muamelesi yapmadığım için 

Allah'ın izniyle ve lütfuyla YANLIŞ DİN BİLGİSİ İLE aldatılmaktan kORUNMUŞ OLUYORUM Rabbime binlerce şükür...

Çok eskiden gençken ben de DİNLE İLGİLİ her konuşulana ve okuduğum HER ŞEYE İNANMA eğilimindeydim. Tıpkı Cin Suresi 5. Ayette bahsedilen haldeydim yani: “Biz sanmıştık ki, ne insanlar ne de cinler Allah hakkında asla yalan söylemezler."  Oysa yaşam tecrübesiyle defalarca gördüm ki AĞZI OLAN KONUŞUYORMUŞ! Ayrıca, DİN KONULU KİTAP veya KİTAPÇIKLARIN KUR’AN’A UYUP UYMADIĞINI da KİMSE DENETLEMİYORMUŞ! Bunları genç yaşımda çok üzülerek ve çok şaşırarak AMA ANCAK KUR’AN OKUMALARIMDAN SONRA ANLAYABİLMİŞTİM.

Allah hakkında bilmediğin şeyi söylemek (dolayısıyla O’nun dini hakkında bilir bilmez konuşmak) Kur'an'da açıkça HARAM edildiği halde gerek din adamları gerekse halk, son derece rahatça sallayabiliyordu, hala da öyleler. Zaten böyle bir HARAM KONUSUNU da ilk defa Kur’an’ı okuyarak kendim öğrenmiştim yani Rabbim lütfetti. Bu hayati bilgi hala herkesten sır gibi saklanıyor. Bir hocanın ağzından duyan olduysa söylesin, ben 30 yıldır duymadım da...

Öyleyse izninizle birkaç örnek ayetle söylediklerime kanıtlar getireyim:

A’raf 33: "De ki: "Rabbim, ancak şunları haram kıldı: İğrençlikleri -görünenini, gizli olanı-günahı, haksız yere saldırmayı, hakkında hiçbir kanıt indirmediği şeyi Allah'a ortak koşmayı, bir de Allah hakkında bilmediğiniz şeyler söylemeyi.""

A’raf 105: "Allah hakkında gerçek dışında bir şey söylememek benim üzerimde bir varoluş borcudur.”

Bakara 168, 169: “Ey insanlar! Yeryüzündeki nimetlerden temiz ve helal olmak şartıyla yiyin. ŞEYTANIN ADIMLARINI İZLEMEYİN. ÇÜNKÜ O SİZE AÇIK BİR DÜŞMANDIR. Hiç kuşkusuz o, size kötülük, çirkinlik/düzensizlik ve pislik emreder. VE SİZE, ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ BUYURUR DURUR.”

Yunus 69: De ki: "ALLAH HAKKINDA YALAN DÜZÜP İFTİRA EDENLER iflah etmeyeceklerdir!" (İflah: Güç ve kötü bir durumdan kurtularak iyi bir duruma gelme, iyileşme, onma.)

A'raf 169: "Arkalarından, yerlerini alan halefler geldi. Bunlar, Kitap'a VARİS OLMUŞLARDI. Şu basit dünyanın geçici menfaatini esas alıyorlar ve şöyle diyorlardı: "BİZ ZATEN BAĞIŞLANACAĞIZ!" Kendilerine, bir menfaat daha gelse onu da alıyorlardı. Bunlardan, Allah hakkında GERÇEK DIŞINDA BİR ŞEY SÖYLEMEMELERİNE İLİŞKİN KİTAP MİSAKI ALINMAMIŞ MIYDI? O KİTAP'IN içindekileri OKUYUP İNCELEMEDİLER Mİ? Ahiret yurdu, takvaya sarılanlar için daha hayırlıdır. Hala aklınızı işletmeyecek misiniz?" (MİSAK: Yemin, antlaşma, sözleşme) (Not: Doğrudan Ehlikitaba hitap eden bu ayet, açıktır ki kendilerine kitap verilmiş tüm ümmetlere ve o kitapların tıpkı bizler gibi varislerine de söylenmiş bulunuyor. Yani tüm ayetlere yapmamız gerektiği gibi direkt olarak üstümüze almalıyız.) 

Zühruf 43, 44: “Sen, sana vahyedilene sımsıkı sarıl! Hiç kuşkusuz, sen, dosdoğru bir yol üzerindesin. Gerçek şu ki BU KUR'AN sana ve toplumuna bir öğüttür. Bundan sorumlu tutulacaksınız.” 

Lukman 20, 21: “… İnsanlardan öylesi var ki, Allah uğrunda ilimsiz, kılavuzsuz ve aydınlatıcı bir kitaba dayanmaksızın mücadele eder. Böylelerine, Allah'ın indirdiğine uyun dendiğinde şu cevabı verirler: "Hayır, biz atalarımızı üzerinde bulduğumuz şeye uyarız." Peki, şeytan onları, alevli ateşin azabına çağırmış olsa da mı?”

Lukman 6,7: "İnsanlardan öylesi vardır ki, Allah yolundan bilgisizce saptırmak ve o yolu OYALANMA ARACI yapmak için LAF eğlencesi/ HADİS eğlencesi satın alır. İşte böylelerine rezil edici bir azap vardır. Ayetlerimiz ona okunduğunda, böbürlenerek yüzünü çevirir. Sanki onları hiç işitmemiştir, sanki kulaklarında bir ağırlık vardır. İşte böylesini, korkunç bir azapla muştula." 

Furkan (25-31): “Gün olur, gök, bulutlarla yarılır ve melekler ard arda indirilir. O gün gerçek mülk ve yönetim Rahman'ındır. Ve o, kâfirler için çok zorlu bir gündür. O gün zalim, ellerini ısırarak diyecek ki: "Ne olurdu, resulle birlikte bir yol tutsaydım. Ah, ne olurdu, falancayı dost edinmeseydim. Zikir/ Kur'an bana geldikten sonra, o saptırdı beni ondan. Şeytan, insan için bir rezil edicidir. RESUL de şöyle der: "Ey Rabbim, benim toplumum, bu Kur'an'ı terk edilmiş/ dışlanmış halde tuttular." Biz böylece her peygambere, suçlulardan bir düşman musallat ettik. Kılavuz ve yardımcı olarak Rabbin yeter.”

Hadid 16,17 : “İnananlar için hâlâ vakti gelmedi mi ki, kalpleri Allah'ın zikri/ Kur'an'ı ve Hak'tan inen için ürpersin de daha önce kendilerine kitap verilmiş, sonra üzerlerinden UZUN ZAMAN GEÇMİŞ de kalpleri kaskatı kesilmiş kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmıştır. Bilin ki Allah, toprağa ölümünden sonra hayat verir. Ayetleri size açık-seçik bildiriyoruz ki, aklınızı işletebilesiniz.” 


DEĞİŞEN ALGILAMALAR - DOĞRU SANILAN YANLIŞLAR 

Sema’dan SEMAya Not1: "KUR'AN OKUDUN DA NE OLDU?" SORUSU İLE KİM BİLİR BENİM GİBİ NE ÇOK İNSAN MUHATAP OLMUŞTUR; ister alaycı bir soru olarak, ister laf sokularak ima yolu ile...

İnşallah birkaç yazı halinde paylaşacağım deneyimin benzerlerini siz de yaşamış olabilirsiniz. Toplumun genelinden ayrılarak Kutsal Kitabını kendi anladığı dilde okumaya başlayan ve bunu bir ömür boyu sürdüren herkes gibi… Okudukça algılamaları değişen ve zihnindeki doğru-yanlışları yeniden tanımlayarak hayata farklı bakan herkes gibi…

Sema'dan SEMAya Not2: 1994'te ilk yayımlandığı zamandan beri Rabbimin izni ve lütfuyla okuma şansına ulaştığım rahmetli Yaşar Nuri Öztürk'ün -iniş sırasına göre hazırlanmış- Türkçe Kur'an mealini herkese tavsiye ederim. (Standart hocalar gibi "Siz anlamazsınız her şeyi bize sorun" yaklaşımı yerine, kendisine soru soran kişilere "Aç kendin oku kardeşim, bana niye soruyorsun?" şeklindeki yaklaşımı, bana çok değerli gelirdi. Allah rahmet eylesin...)